Skip links

Özgürlük ve Şefkat Arasında

Seelisberg’de, Schiller’in adını taşıyan balkonda otururken gölün üzerinden süzülen bulutları izledim ve birden şefkati düşündüm. Yıllarca sevmeyi sadece “destek vermek” sanmıştım; oysa bazen gerçek sevgi, “vermeyi bırakmayı” bilmeyi de gerektirir. Sınırlar koymak sevgisizlik değil, başkasına da özgürlük tanımaktır.

Rastlantı eseri bu balkonda, Schiller’in de benzer bir şekilde manzaradan etkilendiğini düşündüm. O, bu manzaradan ilham alarak Wilhelm Tell adlı eserini kaleme aldı. Eserde, bir halk kahramanının bağımsızlık yolundaki liderliği ve halkına duyduğu içten bağlılık anlatılır. Schiller, halkın özgürlüğüne olan şefkatini eserine taşırken, ben de istemsizce başkalarına destek olma motivasyonumla paralellik kurdum.

Eskiden, birinin acısını görünce hemen yanına koşardım; bunu yapmamın nedeni, empatik yanımın ağırlıklı olarak kendisini hissettirmesinden dolayı başkalarının o acıyı ya da üzüntü duygusunu yaşamasını istemememdi. O zamanlar sınır koymak bana duyarsızlık gibi gelirdi; sanki iyilik yapmamak, kötülük yapmak kadar olumsuz bir şeymiş gibi hissediyordum. Hatta başkasına özgürlük tanımak kavramı benim nezdimde, insanları kendi hâline bırakmak veya sıkıntılarını seyretmek gibi geliyordu ve bu bana rahat bir sınır koyma yolu gibi görünmüyordu.

Artık biliyorum: sınır koymak, başkasına yardım etmeyi bırakmak değil; aksine hem kendime hem de başkasına alan açmak demek. İnsanların kendi süreçlerini deneyimlemesine işlerine karışmayarak izin vererek, ben de kendi enerjimi ve huzurumu koruyorum. Yine de eski bakış açılarım yer yer beni yokluyor; ama artık bu durumu, sağlıklı bir şefkat biçimi olarak görebiliyorum.

2023 ve 2024 yıllarında önce Goethe, sonra Schiller’in evlerini gezip hayatlarını araştırırken haklarında okumalar yapmıştım. Bugün bu balkonda, zihnimde onlar da vardı. Bir döneme imza atacak dostlukları ve iş birlikleriyle edebiyata yön veren dâhileri saygıyla anımsadım.

O balkonda, karşımda dört kantonun kesiştiği göl ve dağlar, ardımda ise geniş bir vadi vardı. Manzara bana, sınırlarımı koruyarak hem kendime hem başkalarına alan açmanın ne kadar özgürleştirici olabileceğini hatırlattı. Ve tam o anda fark ettim: Schiller’in de dediği gibi “Yalnızken yalnız değilim.” Hem Schiller’in hem de Goethe’nin hem daha nicelerinin düşüncelerinden güç alarak, içsel huzurumu, şefkatimi ve sınırlarımı kucakladım.

Leave a comment

This website uses cookies to improve your web experience.
Explore
Drag