Skip links

Hayat Çizgisinde Sabır ve Çaba

Çalışmak Adetim, Tevekkül Halimdir

“Çalışmak adetim, tevekkül halimdir” ifadesi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) en sevdiğim hadislerinden biridir. Hayatta insanın en sağlam dayanağı, kendi çabasıdır. Bu söz, sadece boş beklememek ya da sadece emek vermek değil; çabayı sabır ve güvenle birleştirmeyi ifade eder.

Çalışmak, insanın ruhunu besler, yeteneklerini olgunlaştırır ve iradesini güçlendirir. Her alın teri, her adım, insanın kendi hikâyesini yazmasına vesiledir. Ama yeter ki bu çaba, aceleye veya sabırsızlığa kurban edilmesin.

İşte burada devreye girer tevekkül. Tevekkül, edilgenlik değil; elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Yüce Allah’a bırakabilmektir.
Tevekkül, kalbin huzur bulması, ruhun sükûnete ermesi demektir. Çünkü insan, ne kadar gayret etse de her şeyin kendi kontrolünde olmadığını bilir.

Çalışmak ve tevekkül bir bütündür:

  • Biri olmadan diğeri eksik kalır.

  • Çalışmadan tevekkül, tembellik olur;

  • Tevekkülsüz çalışma ise bencillik ve endişe yaratır.

Her insan, yaradılışında farklı yetenekler, farklı yol ve sorumluluklarla dünyaya gelir. Bu fıtrat, kişinin kendi yolunu tanımasını, karakterini geliştirmesini ve hayatta kendi çizgisini takip etmesini sağlar.
Kendi hayat çizgisinde sabırla yürüyen, çabasını tevekkül ile birleştiren kişi, hem kendisine hem de etrafına değer katar.

Her gün bir adım atmak, her gün sabırla yol almak ve yol boyunca engellere rağmen ilerlemek… İşte bu, insanın hem dünyada hem de ruhen olgunlaşmasının sırrıdır.

Halil Cibran’dan Yolculuk Dersleri

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma.
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.

  • Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.

  • Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.

Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal.
“En doğru yol: en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyor. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma… Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.

Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.

Yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup gelen-geçenin ayağına çelme takanları, yürümeyi bırakıp yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları göreceksin. Aldırma, yürü.

Göğsüne yüreğinden başka muska takma.
Vahiy haritan, nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen, amel azığın, sevgi yakıtın, ahlâk karakterin, edep aksesuarın, merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun.

Doğru yol, insanların çoğunun gittiği yol değildir; düşünen, öz akıl sahiplerinin yoludur.
Yolda vereceğin her mola, öz eleştiri durağında olmalıdır. Unutma, tevbe özeleştiridir. Her molada, yolda olup olmadığını ve menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir.

“Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.”

Çaba ve Teslimiyetin Uyumu

Çalışana izzet, gayretsiz bekleyene ise zillet verilir. Elinden geleni yaptıktan sonra gerisini bırakmak ise ruhun gerçek özgürlüğüdür. Teslimiyetle tembellik arasındaki farkı düşündükçe, insanın sorumluluk ve özgürlüğü aynı anda deneyimleyebileceğini daha iyi fark ederiz.

  • Çalışmayan, çaba göstermeyen kişi ne kadar beklerse beklesin, izzet bulamaz; çünkü emek ve gayret, ruhun izzet kapısıdır.

  • Gayret eden, elinden geleni yapmış kişi — neticeyi Allah’a havale ederek — hem kalbinde huzuru hem de hayatında izzeti hisseder.

Unutma: Insanlardan isteme.. Verirse minnet vermezse zillet olur. Allah’tan iste.. Verirse nimet vermezse hikmet olur


Bu söz, hem gayret hem de tevekkül anlayışını özetler: İstemek, çalışmak ve ardından sonucu Allah’a bırakmak, izzet ve huzurun kapısını açar; tembellik ve boş bekleyiş ise yalnızca zillete götürür.

Kanaat gösterebilmek, işte tam da bu noktada başlar:
“Ben elimden geleni yaptım, gerisi Allah’ın takdirinde” diyebilmek.

Gerçek özgürlük, sonucu kontrol edememekte değil; çabayı tamamlayıp huzurla teslim olabilmektedir. Böylece yaşamın ritmini, tıpkı rüzgârın yaprakta oynadığı gibi nazikçe kabullenebiliriz. Belki de tevekkül, hayatın bize öğrettiği en derin derslerinden biridir: Çaba ve teslimiyet, birbirini dışlamaz; aksine, birbirini tamamlar.

Leave a comment

This website uses cookies to improve your web experience.
Explore
Drag